8 Ocak 2012 Pazar

buzla deney

Bu soğuk kış gününde buzlu bir deneyimizi yayınlamak sizi daha çok üşütür mü bilmem ama belki de karda da uygulanabilir bu deney. Olur da kar yağarsa değerlendirilebilir. ;)
 Bir dondurma kabında dondurduğumuz suyu derince bir tepsiye koyduk. Parmak boyalarımızı ve çeşitli fırçalarımızı da hazır ettik.
 Teker teker renkleri sürmeye başladık. Sarıyla kırmızıyı karıştırdık önce..
 Sonra kırmızı ve maviyi... diş fırçasıyla daha çabuk oluyor bu iş.. ne güzel morlar çıktı ortaya..
 Bir de şu stensil fırçasıyla deneyelim.. Bu arada sıcaktan buzumuz eriyor çok yavaş bir şekilde..
 Erimeyi biraz hızlandırmak için tuz dökelim üzerine.. Aaaa tuz dökütüğümüz yerler dibe doğru eriyor..
 Fırçalar yetmedi elimizi de işin içine katalım...

 Tuzların açtığı yarıklar, renklerin karışımı o kadar güzel bir görüntü oluşturuyor ki.. Bakmaya doyamıyoruz...
Bu deneyde renklerin karışımını ve buzun suya dönüşünü=erimesini gözlemledik.
Ayrıca çok eğlendik :))

Keyifli bir hafta olması dileğiyle....

Not: Bu deneyi de 21.08.2011 tarihinde yapmışız..

6 Ocak 2012 Cuma

sonbahar ağacı

Sonbahar aktiviteleri her blogta her alıyor. Biz de sonbaharı inceledik. Yaprakları, ağaçları, sararan, kızaran, dökülen yaprakları seyrettik, elledik, parçaladık. Her gördüğümüzde hayranlıkla baktık doğanın muhteşem renklerine...

Yapraklardan baskılar yaptık..
Bir sonbahar bahçesi yaptık... (onun fotoğrafları başka bir kaydın konusu olur umarım.)

Sonunda bir sonbahar ağacı resmi yapalım dedik. Bu resmi yaparken ise daha önce kırılmış parça pinçik olmuş pastel boyaları renklerine göre gruplayıp muffin kaplarında fırınlayarak hazırladığımız yuvarlak pastellerimizle yaptık.

 Yuvarlak pastel kağıt üzerinde yuvarlanıyor, hatta bir arabaymışçasına sürülüyor.. ;))
 Pastellerle tamamlanan kuru dalların arası mavi suluboyayla gökyüzü olarak boyanıyor..
 Kuru yaprakların kendileri ve bir meşe palamutu yapıştırılıyor.
 Bu çalışma sırasında çekilmiş video kaydı da var ancak hala video eklemeyi beceremiyorum sanırım. Ya da zor geliyor...

Daha önce yaprak baskısı yaptığımız kağıttan yaprak şekli kesiliyor, kolaj tekniğine uygun olarak resmimize yerleştiriliyor. Ben çok çok beğendim bu resmi. Ağacın dallarının arasından aşağıya gövdesine bakarmış gibi hissediyorum.. bilmem siz ne hissedersiniz?

Not: Bu çalışma 10 Ekim 2011 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Geriye dönerek eklemek istemediğimden alta notlar düşmekle yetiniyorum.

5 Ocak 2012 Perşembe

ilk kez İstiklal Caddesinde...

Çınar'la ilk kez Taksim'e çıkışımız benim Asmalı Mescit'teki sergime ailemi götürmek için oldu. Hava buz gibiydi. Pek fazla dolaşamadan döndük.

Koskadan güzel birşeyler seçelim diye girdik ve Çınar'ın seçtiği şey jelibon.... ağız tadi annesine hiç çekmemiş... oysa ne güzel şeyler vardı orada...

4 Ocak 2012 Çarşamba

fosil yapalım mı anne?

Çınar uzunca bir süre "fosil yapalım mı anne?" "dinozor fosili" hem de.. iyi de nasıl olacak bu iş anlayamadım oğlum. "arka bahçede bilimde izledim. kum alıyorsun, su alıyorsun...." şeklinde anlatmaya başlar. pek mantıklı gelmez anneye fosil dediğin uzuun yıllar içerisinde toprağın arasında kalmış bitki, hayvan benzeri şeylerin sertleşip kayalaşması sonucu oluşur.
günler geçer gider.. bir gün Çınar'la salt dough yapmaya karar veririz. Ama hamuru da Çınar yoğuracaktır. Zira mavi istemektedir." Gıda boyası kullanalım anne." olur...
 Sonunda hamur bir güzel yoğurulur, hemen dinozor oyuncakları getirilir.Hayvanlarını kumların, toprağın, çamurum, hamurun içinde oynatmaya savaştırmaya bayılır çünkü. Stegosaurus dinozoru hamura batırılır ve "fosil" oluşmuştur!!!!!






 Bıçakla kesme çalışmaları da ihmal edilmez. Çınar herşeyi kesmeye bayırlır...


 Fosil çalışmaları sırasında "Sid ile Bilim" çizgi filminde alıntılanan cümleler "araştırmalarıma devam edeceğim, ben bir bilim insanıyım." İlginç bir çizgi film her bölüm yeni şeyler öğreniyorlar anasınıfında ve çok eğlenceli ve uygulamalı bir şekilde öğreniyorlar. Günlük hayattan örneklerle.. Eğik düzlemi anlattıkları bölümde hayran kalmıştım bu çizgi anasınıfına. ;)


 Dinozor treni de bir başka favori çizgi filmimiz. Oradaki dinozorların türlerini ve isimlerini kendi dinozor oyuncaklarına uyarlayıp oynatmayı çok seviyor Çınar. Tiny, Shiny ve Body....
Çınar sonunda isteğine kavuşur... :))

Not: Bu çalışmayı 5 Aralık 2011 tarihinde yapmışız.

3 Ocak 2012 Salı

asıl ben size minnettarım...

Çınar'dan dökülen inciler.. hiç kayıt altına alamıyorum hergün ağzından dökülen güzelim cümleleri.. "Ne kadar zekisin canım oğlum" dedirten anektodu aktarmak istiyorum.
Anneannesi ve dedesi Çınar'a yılbaşı hediyesi yatak örtüsü aldılar. Çınar seçmeye gitti. Onların daha önce seçtiğini beğenmediğini söyledi, sonra benim seçtiğimi de "pek beğenmedi"(onun cümlesiyle) sonra kendisi bir tane seçti...

Akşam örtümüzü serdikten bir süre sonra gerçekten iyi bir karar olduğunu, odaya benim seçimimden daha iyi yakıştığını düşündüm. "Çok güzel seçmişsin örtünü Çınar'cım, çok yakıştı"dedim.
Ç: "teşekkür ederim"
A: "ben teşekkür ederim"
Ç: "asıl ben size minnettarım" dedi ve beni şok etti. Rastgele çıkan bir kelime mi diye düşünürken arada bir okuduğumuz ama en son ne zaman okuduğumuzu hatırlayamadığım "kelebeklerin yolculuğu" kitabını hatırlattı bana şu cümleyle: "kelebek kitabımdan biliyorum kulağakaçan söylemişti."  Kendisinin nasıl güzel bir laf ettiğini anlayarak muzip bir gülümseme eşliğinde....

Aynı akşam daha erken saatlerde evimize gelip örtümüzü ve Çınar'ın banyosuna aldığımız mavi paspas takımını yerleştirdikten sonra aramızda çok güzel olduğunu konuştuk.
Çınar: "Çok teşekkür ederim annecim. " diyerek sevimlilik gülümsemesini yapar ve beni şımardığında yaptığı gibi dudaklarımdan öpmek üzere dudaklarını uzatır.
Onu öptükten sonra anneanneni ve dedeni de öpmelisin, onlara teşekkür etmelisin dedim.
Çınar son zamanlarda yaptığı gibi bilmiş bir edayla ve hikaye anlatan sesiyle: "Havaya öpücük bırakıyorum şimdi. Öpücükler bizim kapıdan çıkacaklar, asansöre binecekler. Arabımıza binip, anneannenin oraya gidecekler. Sonra onların kapısını çalıp, içeri girip onların yanaklarına konacaklar" şeklinde bir hikayeyle cevap verir. :))

2 Ocak 2012 Pazartesi

Kuzey kutbunda kamp kurma oyunu

Meraklı Minik Aralık sayısında Kuzey kutbunda kamp kurma oyunu vardı. Tam da o ara istediğimiz gibi bir oyundu. kamp kurmak çok eğlenceli bir kelime!!! İki kişilik oyun, kamp alanı, köpekler, geyikler, çadırlar, insanlar ve bunları seçmeni sağlayan zar ile sunuluyor. En çok malzemeyi toplayan oyunu kazanıyor. Çınar bu oyunları oynamaya bayılıyor. Hemen her sayıdan çıkan oyunlarla saatlerce oynayabiliyoruz. Oyunları sakladığımız büyük bir karton kutumuz var. Sırayla tüm gün oyunları peşpeşe oynama kapasitesine sahip oğlucuğum...Tabi karşısındaki kişinin aynı enerjide kalabilmesi gerekiyor. ;))

Not: Bu oyunu ilk olarak 20 Aralık'ta oynamışız. Fotoğraflar o günden.


Bu da tuvalet kağıdı rulosunu kesip, pulları yapıştırarak oluşturduğumuz çam ağacı süsümüz. Aslında Çınar bunu anneannesi ile birlikte yapacaktı, ama maalesef anneannesi tamamlamak zorunda kalmış. Bu ara pek bu konularla ilgilenmiyor.
Not2: Bu süs de 22 Aralık günü yapıldı. Bunun dışında bir süs yapamadık bu sene maalesef. Annenin çalışmaları yüzünden.
Posted by Picasa

1 Ocak 2012 Pazar

hoş geldin 2012 :))

2012'nin ilk gününde yeni sayfamızda yayınlarımıza başlıyoruz... Çınar'ın hayatından kesitleri aslında daha çok yaptıklarımızı o anki yaşıtlarına ve onların annelerine ilham vermesi amacıyla aktarmaya çalışacağım... artık elimden geldiği kadarı ve fırsat bulduğum kadarıyla...

sağlıcakla ve keyifle kalın....