9 Şubat 2012 Perşembe

nihayet buluştuk :))

Çok uzuuun aralardan sonra nihayet oyun grubu arkadaşlarımızla görüştük... İrem'i uzun zamandır görmemiştik, Çınar bu uzun süre zarfında arkadaşlarıyla oyuncak paylaşmayı unutmuş gibi yaptı ilk başta. Önce sevinçten utanmalar sonra ne yaptığını bilmezlikler sergiledi maalesef. Ela ve Ece de gelince daha iyi kaynaştılar.

 
İlk aktivitemiz hazırladığım tuz hamuru ile kalıplarla şekil oluşturmaca, sonra da üzerine pullar çiçekler boncuklar yerleştirme. Üzerine açtığımız birer delik ile kuruduklarında "sevgililer günü" temasına hafiften dokunduran birer güzel kolye olacak. Çınar da anahtarlık yapacak, birini de Rüya ablasına hediye edecek.



Hamurun tarifi: 4 bardak un, 1 bardak tuz, 1 bardak su (Ben bu ölçünün dörtte birini kullandım sanırım.) Ayrıca minick bir gıda boyası damlası, biraz da sim.

İyice yoğurulup, poşette saklanabilir. Üzerine eriyen bişeyler yapıştırılmadığı sürece de fırında 150 derecede sertleşmesi için pişirilebilir.

 
Bir sonraki aktivite ise kalp şeklinde pencereler açıp, beyaz sprey boya ile boyadığım tuvalet kağıdı rulolarını süslemek. Ve pencerelere fotoğraflarımızı yapıştırmak.



 
pullarla ve simli yapıştırıcılarla süslendi. Simli yapıştırıcı bütün çocukların favorisi. Bir de kullanması bu kadar zor olmasa. Hem bastırıp hem resim yapmak zor. Çınar ise işin kolayını bulmuş. Fışırt diye bütün yapıştırıcı boca ediyor. :)) Bu süsleme olayından sonra Çınar'ın getirdiği kağıtlara simli yapıştırıcı ile yaptıkları serbest çalışmaları da ekleyeceğim.

 
Büyük ciddiyetle pullar, çiçekler yapıştırılıyor.

 
Annesi isimleri yazmayı ihmal etmemiş. Biz de kopya ettik hemen. ;))

İrem ve süsü. Bu süsleri üst yanlarından delip kurdela geçirerek biryerlere asmayı düşünmüştüm.
Ancak delmeyi beceremedim. Belki sonra tekrar deneriz.
 Parti olur da pastasız olur mu?
Çınar'ın isteği üzerine: isteği şöyle açmalıyım. Aralık'ta gittiğimiz Esra'nın doğumgününde çok aç kalmıştı ve ilk defa bir dilim pasta yemişti, hatta ikinci dilimi de yemiş. O pastayı hatırlatmak amacıyla "hani Esra'nın doğumgünündeki pasta varya ondan yapar mısın annecim?" Esra da onun arkadaşı ya... ;)) düğünü doğum günü olarak anımsaması da ayrıca hoş :))
Neyse Çınar'ın isteği üzerine sade bir pasta yapılmaya çalışılır. Pandispanya keki ve krem şanti ile ve çukulata parçacıkları ile. Kişisel olarak ben krem şantiden hiç hazzetmem o yüzden yapabildiğim en küçük pastayı yaptım. Partiden sonra artmasın diye. Hakikaten minyatür bir pasta oldu. Gerçi yine de durmadım aralara çikolatalı puding de koydum. Çok çok az bir krem şantiyle kapladım dışını. Ve renkli şekerlerle süsledik. Üzerine damla  çikolatalardan kalp şekli yapmayı da ihmal etmedim. (Gerçi fotoğraflamayı ihmal etmişim ama olsun.) Pasta tarifi de vermiş oldum kendimi kaptırıp... ;))

 Pasta olur da mum onlarca kez üflenmeden olur mu? Olmaz!!! Üfledik!! pek çok kez. Ama "iyi ki doğdun demedik" dedi İrem. :))
 Minicik ama üç katlı bir pasta :))
 Biraz da olsa pastadan yiyen Çınar :))

 Tatlıyı çok seven Ece pastadan sonra üç renkli pudinge geçti. En üstünü pembe yapmazsak olmaz. Valentines...


 Atıştırma sonraso odada kendi kendilerine oynayan miniklere kısa bir göz gezdirme.. Üçüncü aktiviteye zaman kalmadı maalesef. Oysa ben hazırlamak için gece çok uğraşmıştım ;)) Artık haftaya Tuğçe'lere götürücez..
 İrem Tuğçe'yi çekti.
 Ela ile poz vermek isteyenler sıraya geçsin. Dudağının kenarında çikolatası duruyor ;))
Ela'nın sol yanını paylaşamayan Çınar ve İrem. Çınar'ın sert erkeksi hareketleri sonucu arbede(!) Ah bu erkek çocuklar ve onlara dayatılan roller. Her ne kadar korumaya çalışsak bile Arabalar 2 gibi bir film ile şiddet dolu. Sonra Kungfu Panda ve savaşma halleri...  savaş!!!! Çınar'ın en çok sevdiği şeylerden biri maalesef.... Bakalım nasıl düzelteceğiz....

8 Şubat 2012 Çarşamba

çok güzel bir günün ardından uykusuz ve yorgunum... ;))

çok güzel bir günün ardından uykusuz ve yorgunum... ;)) Arkadaşlarım beni anlamıştır. Bugünün özetini yarın geçeceğim artık. Siz gittikten sonra da durmadık anacım.. yukardaki küçük bir ipucu...
Fotolar için:tık tık. Sizden gelecek fotoları da bekliyorum ...

Keyifli akşamlar.....
......ah biraz uyuyabilsem ;))

3 Şubat 2012 Cuma

uçan balıklarımız :)

 kağıt tabaktan nemo balığımız. Her zamanki gibi sadece resmini kopyalayıp sakladığım ve kaynağını bilemediğim faaliyetlerimizden ikisi. Tabağı suluboya, keçeli kalem, akrilik gibi boyalarla boyamayı denedik. Hepsinden biraz var, hangisi daha başarılı oldu hatırlamıyorum.  Turuncu kağıttan da yüzgeç ve kuyruk kesip yapıştırdık. Bir de oynar göz kondurduk nemo balığımız hazır. Misina ile bağladık kornişe ama sürekli banttan kurtuluyor misina ve düşüyorlar.
Nemonun altındaki de cd'den yaptığımız süslü balık. Cdnin üzerine pullar yapıştırdık. Mavi kağıttan yüzgeçler, kuyruk ve dudak. Çok sevimli bir kokoş balık oldu. Tek sorunumuz misinada tutamamak.
Benim  gibi resmine bakarak yapabilirsiniz umarım. Keyifle :))

2 Şubat 2012 Perşembe

karlıtepede kayma keyfi :))

 Çok uzun zamandır görüşemediğimiz oyun grubu arkadaşlarımız karlıtepemizde kaymaya geldiler.. Ne de iyi ettiler. Bu sayede biz de günlerdir ilk defa dışarı çıkmış olduk. Naylon torbalarımızla önce Çınar'la biz kayıp gösterdik. Kızlar önce biraz istemediler. Ege abileri başta çok saçma dediyse de sonra kayma zevkini tattı. Dışardan bakınca saçma gelebilir aslında. Düğünlerde oynama olayı da dışardan bakınca saçma geliyor mesela bana. Ama önemli olan senin o an ne kadar keyif aldığın. Ne kadar çok bağırır ne kadar çok kaptırırsan kendini o kadar keyif alıyorsun. Benim karda kayma yuvarlanma kar topu savaşına tutma olayıma daha fazla kimse dayanamadı. Fotoğraf çekmek için o dakikalardan fedakarlık edemedim açıkçası. Bu foroğraflar ancak çok az bir kısmını yansıtabilir keyfimizin.
 Ece Sultan her zamanki kokoşluğuyla yakıyor ortalığı. (Bu arada gözlüğünü bizde unutmuş maalesef.)
 Çınar daha önceden deneyimli olduğundan bıraktı kendini karlara. Torbayı tutup vıınnnn....

 Ela ilk kayma denemesinde..
 Ece ilk kayma denemesinde..

 Ege bir süre sonra her tür kayma modunu denemeye başlıyor...




Asıl kısım çocuklarla benim boğuştuğumuz kısım. O fotoğraflar Tuğçe'de vardır sanırım. Ama Tuğçe'cim falsolu foto varsa aman diyim ;)) Bana kar topu atanları bir bir yatırdım yuvarladım yere. Bir baktım hepsi bana kar topu atma peşinde. Hepsini bir güzel yuvarladım ben de. Kar yerimizi kapladı. Kardan insanlar olduk hepimiz. En son nasıl yuvarlandıysam ben de kendimi durduramadım. Havuzun kenarında buldum kendimi. Yuvarlanmak çok güzel de sonra başın dönüyor kalkamıyorsun ayağa :)))

Karda oynama faslı bitince hemen göndermedik arkadaşlarımızı evimize davet ettik. En kolayından bir makarna haşladık. Kızlar sofrayı hazırlamamda bana yardım ettiler. Çatalları kaşıkları ve peçeteleri yerleştirdiler. Peynir tabağını, zeytin tabağını, nihaleyi masaya bir güzel yerleştirdiler. Çınar da en son labne kutusunu Ece'nin elinden kapmış masaya götürmek için. Annenin kızlara aferin demesine dayanamadı sanırım. ;)) Çınar hariç hepsi bir güzel yediler. Afiyet şeker olsun. (Çınar onlar gittikten sonra uçamayan ejderhayı[Ejderhanı nasıl eğitirsin] izlerken yedi yemeğini.)
Yemekten önce Avustralya oyununu oynadık. Yemekten sonra da Zıp Zıp Kurbağa oyununu oynadık. Kalabalık olunca oyunlar daha bir keyifli oluyor. Tekrar teşekkürler. Her zaman bekleriz arkadaşlar!!!

Azıcık daha fotoğraf için tık tık.

1 Şubat 2012 Çarşamba

Mıknatıs

Dedesi Çınar'ın hasretine dayanamayıp yürüme gelmiş onca yolu. Dedeyle oyunlar oynadılar; Çınar'ın anlatımına göre boğuşma, araba yarışı... Önemli bir oyun-araştırma daha yaptılar. Çınar bir minik mıknatıs bulmuştu öğlen. Onunla neler metal neler değil, neler mıknatıslanıyor, neler tutuyor neler tutmuyor onları araştırdılar bütün evde. Çok güzel bir gözlem ve araştırma oldu.

Yeri gelmişken daha önce oyun grubumuzla yaptığımız bir mıknatıslı çalışmayı görmek için tık tık.
(Ne kadar da miniklermiş o zaman ;)  )

Oyunun içeriği: Makarna ve nohutların arasına saklanan metal parçalar mıknatıs yardımıyla bulunur. Küçük çocuklarla çalışırken mıknatısa çok dikkat ediniz lütfen..

Avustralya kolajı

 Meraklı Minik dergimizle Avustralya kıtasını inceledikten sonra böyle bir kolaj yapmamız kaçınılmazdı. Dergiden çıkan fazla çıkartmaları Çınar yapıştırmaya başlayınca aklıma geliverdi, dergide de farklı bir kolaj önerisi vardı. Biz elimizdeki malzemelerle bunu tercih ettik. Önce büyük bir karton, sonra açık ve koyu mavi pelur kağıtları, yeşil dosya kağıdı, bir dergi, yapıştırıcı ve makaslar..
Pelur kağıdını uzun şeritler halinde koparmak hem çok kolay hem de eğlenceli. Kağıdı tek bir yönde yırtabiliyorsun o yüzden sorun olmuyor. Bu iş Çınar'ın görevi.
Adanın dış hattını çizdim. Etrafını deniz ve gökyüzü olmak üzere pelur kağıtlarıyla doldurduk. Bulutlar da normal beyaz peçeteden. Sonra adanın yeşiliklerini yapma zamanı. Yırttığımız kağıt parçaları iki tane ağaç, bir tepe, yollar.. Sonra çıkartmalar Çınar tarafından yapıştırılır istediği şekilde.. Ağaçların birine koala birine de kuş yapıştırır. Sanırım Avustralya'da yaşayan kookaburra kuşu :))

 Balık tutmak için deniz kıyısına giden yerliler. Ve denizden başını çıkaran bir köpek balığı.. Çünkü orası okyanus!!!

Sonuçtan memnun Çınar :))

Bu sefer resmini salona asmak istedi ama... ;)

31 Ocak 2012 Salı

Kardan dolayı evde mahsur kaldık...

 Üç gündür hiç durmaksızın kar yapıyor bizim burada.. Yerler ve heryer bembeyaz... Yollar tuzlansa da cesaret edip dışarı çıkamıyoruz.. Zorunlu kar tatili yapıyoruz ama bu kadar zaruret sıkıyor beni artık.. Çınar'la evde başbaşayız. Yapmadığımız oyun, şaklabanlık, aktivite, ders, çalışma kalmadı....
İşte bugün yaptıklarımız.. Meraklı Minik Şubat 2011 sayısından.. Dergi sonuna kadar okunur, içindeki alıştırmalar ve bulmacalar yapılır.
Avustralya kıtasına hangi araçlarla gidilir? Deniz ve havayolu araçları bulunur adanın etrafına yapıştırılır.
Kangurular önce ot yiyip, sonra su içip en son da ağaçların altına dinlenmeye hangi yoldan gitmelidir?
Denizaltındaki canlılar incelenir. Soytarıbalığı, denizyoldızı, yengeç ve deniz tavşanı resimde kaç tane varsa, o kadar kutucuk boyanır.
Bir minik Avustralya kitapçığı yapılır.

Avustralya hayvanlarıyla tombala benzeri bir oyun.. Bu oyunu Çınar'la beraber hazırladık. Bir sürü kesme çalışması yapmış oldu Çınar. Çünkü 72 adet hayvan kartı var. 6 adet de üçlü kombinasyonlu hayvan kartları=tombala kartları misali. Aralarındaki kırmızı çizgiler geyet kalın olduğundan bütün kesme işlemlerini Çınar yaptı.
12 yüzlü zarı yapmak ise biraz güç gibi benim için bile. ;)

 12 yüzlü zar. Çınar kendi kartındaki hayvan geldiği için elleriyle sevinç dansı yapıyor. Sanırım Rüya ablasından öğrenmiş bu hareketi. ;) Çınar oynamaya başlayınca ben söylemeden daha önce oynadığımız yemek tombalasına benzediğini söyledi. otomatik olarak mantık kurma, bağlantı kurma olayı anneyi sevindirdi :))) Bu arada bu oyunda çinko yerine "koala", tomabala yerine ise "Avustralya" diye bağırıyorsun.
 Masamızın üstü çalışmalarımızla dolu...
 Poz vermeyen Çınar'ı anne bir şekilde yakalamış.
 Biraz yamuk yumuk da olsa kartları kesmeyi becerdi Çınar bey. Daha çok çalışmak lazım...


 Bu da National Geografic Kids dergisinden bir origami anne fok ve yavrusu.
Meraklı Minik'ten bir kartpostal. Anne kangurunun cebinden yavrusu da çıkıyor.."Cee" yapıyormuş Çınar diyor..

Ayrıca bugün Şekiller kitabından dikdörtgenleri de çalıştık. Dün de çember ve kareyi çalışmıştık. Aslında Çınar şekilleri çok iyi biliyor çok çok minikliğinden beri. Ama boyama alıştırmalarını yapmaya pek hevesli değil son zamanlarda. Dinozor nokta birleştirme kitabını yapmak istiyor. Ben de fırsattan istifade ederek önce bu kitapların bitmesi gerek diyorum. Bakalım ne kadar sürecek.